Kuşadası Gazeteciler Derneği Başkanı Mesut Yanar;
Yanlışlıkları görüp, “Turizm zarar görüyor”, “İnsanların ekmeğiyle oynuyorsunuz” gibi söylemlerle, ilgili mevzuata aykırı olduğu iddia edilen uygulamaları adeta meşrulaştırmaya çalışıyor ve bir gazeteciyi hedef gösteriyorsunuz.
Oysa gürültü konusunda uyulması gereken kurallar ve ilgili mevzuat vardır. Kafe, restoran, otel ve benzeri işletmelerin faaliyetleri sırasında çevreyi rahatsız etmeyecek şekilde hareket etmesi beklenir. İlgili mevzuatta belirlenen sınırların aşılması halinde bu durum denetime konu olur. Vatandaşın şikâyet etmesi de gazetecinin bunu haber yapması da son derece doğaldır.
Hiç kimse, “Turizm zarar görüyor” ya da “İnsanların ekmeğiyle oynuyorsunuz” söylemleriyle mevzuata aykırı olduğu iddia edilen uygulamaları savunamaz. Hele hele bir Gazeteciler Derneği Başkanı bunu hiç yapmamalıdır. İlgili mevzuatın ihlal edildiğine ilişkin iddialar ve vatandaş mağduriyeti varsa, duyarlı gazeteciler bunu elbette haber yapacaktır. Çünkü gazetecinin görevi yanlışlıkları örtmek değil, kamuoyunun bilgisine sunmaktır.
Kuşadası’nın daha yaşanabilir, daha düzenli ve daha sorunsuz bir kent olması için çaba göstermelisiniz. Üstelik bu sözleri en son söyleyecek kişilerden biri de sizsiniz.
Bugün “sözde gazeteci” diye küçümsediğiniz kişi, daha düne kadar başkanı olduğunuz derneğin bir üyesiydi. Sadece üye de değildi; bir dönem Kuşadası Gazeteciler Derneği Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.
Peki ne değişti?
Dernekten istifa edince mi “sözde gazeteci” olduk?
Daha bir yıl öncesine kadar siz de bu derneğe üye olmak istediniz. O dönem gazetecilik şartlarını taşımadığınız gerekçesiyle üyeliğiniz kabul edilmedi. Bugün sizin ve yönetiminizde yer alan bazı isimlerin derneğe üyeliklerinin kabul edildiği yönetim kurulunda benim de imzam bulunmaktadır. Eğer hatırlamıyorsanız, derneğin karar defterine bakmanız yeterlidir.
Gazeteciliğin ölçüsü bir derneğe üye olmak ya da olmamak değildir. Gazeteciliğin ölçüsü; meslek etiğine bağlı kalmak, halk adına soru sormak, kamu yararını gözetmek ve doğruları yazabilmektir.
Kimin “sözde”, kimin gerçekten gazeteci olduğunu ise Kuşadası kamuoyu çok iyi bilmektedir.
Bir şehirde turizmi ayakta tutan sadece oteller, restoranlar ve eğlence mekânları değildir. O şehrin güvenilirliği, şeffaflığı, hukuka bağlılığı ve eleştiriye tahammülü de en az turizm kadar değerlidir.
Gazetecinin görevi alkış tutmak değildir. Gazetecinin görevi; vatandaşın şikâyetini dinlemek, çevreyi rahatsız eden uygulamaları, kamuoyunu ilgilendiren iddiaları araştırmak ve haber yapmaktır.
Bir işletmede yüksek sesli müzik nedeniyle vatandaşlardan şikâyet geliyorsa, bunu haber yapmak gazetecinin görevidir. Bunun mevzuata uygun olup olmadığına karar verecek olan sosyal medya değil, ilgili denetim ve yargı mercileridir.
“Turizme zarar veriyorsunuz”, “İnsanların ekmeğiyle oynuyorsunuz” söylemleriyle hamaset yaparak hukuksuzluğu savunamazsınız. Hukuka uygun çalışan hiçbir işletme doğru ve objektif bir haberden zarar görmez. Tam tersine, eksiklerin giderilmesi hem vatandaşın yaşam kalitesini artırır hem de turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağlar.
Asıl tehlike; sorunları konuşmamak, üzerini örtmek ve eleştiren gazetecileri hedef göstermektir. Hele ki bir Gazeteciler Derneği Başkanı’nın kişileri hedef alan ve tartışma yaratan paylaşımlar yapması son derece düşündürücü ve vahimdir. Bir meslek örgütü başkanından beklenen; gazetecileri hedef göstermek değil, basın özgürlüğünü, meslek etiğini ve ifade özgürlüğünü savunmaktır.
Kuşadası’nı gerçekten seviyorsak, eksiklerini de konuşacağız. Gürültü varsa dile getireceğiz, çevre kirliliği varsa yazacağız, varsa mevzuata aykırılık iddialarını araştıracağız. Çünkü gazetecilik; reklam yapmak değil, halkın haber alma hakkını savunmaktır.
Sayın Mesut Yanar, bugün gerçekten bu işi hakkıyla yapan,halkın gönlüne taht kurmuş bir gazeteciye “sözde gazeteci” demeden önce, kamuoyunda konuşulan konulara açıklık getirmeniz daha doğru olacaktır. Kuşadası Gazeteciler Derneği’nin faaliyetleri, dernek adına alınan reklam ve sponsorluklar ile bunların kullanımına ilişkin kamuoyunu tatmin edecek şeffaf bir açıklama yapmanız, temsil ettiğiniz makamın gereğidir.
Gazetecilik; insanları yaftalamak değil, hesap verebilirliği savunmaktır. Aynı hesap verebilirlik beklentisi, gazetecilerden olduğu kadar gazeteciler derneklerini yönetenlerden de beklenir.
Basın özgürlüğü; yalnızca hoşumuza giden haberleri değil, rahatsız eden gerçekleri de yazabilme cesaretidir. Güçlü şehirler, eleştiriden korkan değil; eleştiriyi dikkate alıp sorunlarını çözen şehirlerdir.
Şerif Akarçeşme – KUŞA HABER
Aydın ve Kuşadası’ndan haberdar olmak için www.kusahaber.com ve @kusa_haber takip edin.








