Toplum olarak son yıllarda en çok yaptığımız şeylerden biri ne biliyor musunuz?
Olmayanı varmış gibi göstermek… Basit bir olayın arkasında derin senaryolar aramak… Yani kısacası; öküz altında buzağı aramak.
Bir söz söylenir, hemen altından başka anlamlar çıkarılır.
Bir adım atılır, “acaba bunun arkasında ne var?” diye sorgulanır.
Bir hizmet yapılır, takdir etmek yerine kulp takacak yer aranır.
Neden?
Çünkü artık güvenmek yerine şüphe etmeyi alışkanlık haline getirdik.
Oysa hayat bu kadar karmaşık değil.
Her olayın arkasında gizli bir plan, her sözün altında farklı bir mesaj yok. Ama biz öyle olsun istiyoruz. Çünkü gerçekleri kabul etmek yerine, kendi kurgularımızla yaşamayı daha kolay buluyoruz.
Bu yaklaşım sadece bireysel ilişkileri değil, toplumun tamamını zehirliyor.
İnsanlar birbirine güvenmez hale geliyor.
Yapılan her iş değersizleştiriliyor.
İyi niyetli adımlar bile tartışma konusu oluyor.
Eleştiri elbette olacak. Olmalı da.
Ama eleştiri ile art niyet aramak arasında ince bir çizgi var.
O çizgi aşıldığında, ortaya yapıcı değil yıkıcı bir dil çıkıyor.
Bugün geldiğimiz noktada, birçok tartışmanın temelinde gerçekler değil, algılar var.
Ve bu algıların büyük kısmı da işte bu gereksiz şüphecilikten besleniyor.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
Gerçekten bir sorun mu var, yoksa biz mi sorun üretmeye çalışıyoruz?
Çünkü bazen sorun dışarıda değil…
Bizzat bizim bakış açımızda.
Unutmayalım;
Her taşın altında bir şey ararsanız, bir süre sonra kendi gölgenizden bile şüphe edersiniz.
Ve işte o zaman…
Gerçekleri değil, sadece kuruntularınızı görmeye başlarsınız.
ŞERİF AKARÇEŞME KUŞA HABER
Aydın ve Kuşadası’ndan haberdar olmak için www.kusahaber.com ve @kusa_haber takip edin.








