Toplumda son yıllarda en çok karşılaştığımız davranışlardan biri de “kraldan çok kralcılık” anlayışı oldu. Bir makam sahibini, bir siyasetçiyi, bir yöneticiyi ya da bir patronu; onun kendisinden bile fazla savunmaya çalışan insanlar çoğaldı.
Üstelik bunu çoğu zaman samimiyetten değil, çıkar uğruna yapanlar var.
Bir bakıyorsunuz bir kurumla ilgili eleştiri yapılmış… Hemen birileri ortaya çıkıyor. Sanki kurumun resmi sözcüsü… Sanki yıllardır o koltukta kendisi oturuyor… Eleştiriye tahammül edemeden saldırıya geçiyor.
Oysa eleştiri; düşmanlık değildir. Basının görevi de, vatandaşın hakkı da soru sormaktır.
Ama ne yazık ki bazı kişiler eleştiriyi kişisel mesele haline getiriyor. Çünkü onlar için önemli olan doğrular değil, birilerine yakın görünmek.
Bugün sosyal medyada da bunun yüzlerce örneğini görüyoruz. Bir belediyeyle ilgili haber yapılır… Haberi okumadan saldıranlar çıkar. Bir esnaf eleştirilir… Hemen “adam ekmek kazanıyor” diyerek konuyu kapatmaya çalışanlar olur. Bir kurum yanlış yapar… Ama bazıları yanlışı savunmayı görev edinir.
Daha da ilginci, savundukları kişiler çoğu zaman onları tanımaz bile!
Kraldan çok kralcı olanların en büyük özelliği şudur: Dün savunduğunu bugün ilk terk eden yine kendileri olur.
Çünkü onların derdi ilke değildir. Güce yakın olmaktır.
Oysa gerçek duruş; Yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebilmektir. Kim olursa olsun… Hangi makamda oturursa otursun…
Gazetecilik de bunu gerektirir. Bugün alkışlanan haberi yapmak kolaydır. Önemli olan, gerektiğinde rahatsız eden gerçekleri de yazabilmektir.
Toplumun gelişmesi için sorgulayan insanlara ihtiyaç vardır. Her söylenene “evet” diyenlere değil.
Unutulmamalıdır ki; Kraldan çok kralcı olanlar, çoğu zaman kral değişince ilk saf değiştirenlerdir.
Şerif Akarçeşme KUŞA HABER
Aydın ve Kuşadası’ndan haberdar olmak için www.kusahaber.com ve @kusa_haber takip edin.









