Hayat bazen insana öyle bir yük olur ki, insan olmanın bedelini sorgulatır.
Borçlar, faturalar, geçim derdi, sorumluluklar… Bir de üstüne beklentiler, eleştiriler, yarışlar… Bitmeyen bir döngü içinde debelenip dururuz.
Sonra dönüp bakarız doğaya…
Bir hayvanın yaşamına…
Ne kira derdi var, ne fatura…
Ne vergi, ne trafik cezası…
Ne kredi borcu, ne gelecek kaygısı…
Domuz mesela…
Ormanda yaşıyor.
Ne yarını düşünüyor ne dünün hesabını yapıyor.
Karnı doydu mu mesele bitiyor.
Biz ise…
Karnımız doysa bile zihnimiz doymuyor.
İşin acı tarafı ne biliyor musunuz?
İnsanlara bile kalmayan “huzur”, bazen hayvanların yaşamında var gibi geliyor.
Ama burada durup düşünmek gerek…
Gerçekten mesele “onlar gibi yaşamak” mı?
Yoksa “bizim gibi yaşayamamak” mı?
Çünkü insanı insan yapan şey;
Sorumluluklarıdır.
Vicdanıdır.
Ahlakıdır.
Sevmesidir, sevilmesidir…
Bir çocuğun başını okşamak, bir annenin duasını almak, bir dostun yanında olmak…
Evet…
Domuzun borcu yok.
Ama hayali de yok.
Vergisi yok…
Ama değeri de yok.
Korkusu yok…
Ama inancı da yok.
İnsanın yükü ağırdır…
Ama anlamı vardır.
Bugün bizleri yoran şey aslında hayatın kendisi değil;
hayatı yaşama biçimimizdir.
Tüketerek mutlu olacağımızı sandık.
Yarışarak değer kazanacağımızı düşündük.
Sahip olduklarımız arttıkça huzurun da artacağını zannettik.
Ama yanıldık.
Belki de sorun;
çok şeye sahip olmaya çalışırken,
hiçbir şeyin kıymetini bilememek.
Hayat güzel yaşanmak için “hayvanlaşmayı” değil,
“insan kalabilmeyi” gerektirir.
Çünkü mesele;
faturasız yaşamak değil…
Vicdansız yaşamamaktır.
Mesele;
borçsuz olmak değil…
değerli olmaktır.
Ve mesele;
kaçmak değil…
anlam bulmaktır.
Unutmayalım…
İnsan olmak zor…
Ama güzeldir.
Yeter ki yükümüzü değil,
anlamımızı büyütelim.
Şerif Akarçeşme KUŞA HABER
Aydın ve Kuşadası’ndan haberdar olmak için www.kusahaber.com ve @kusa_haber takip edin.







